Dijitalleştiremediklerimizden misiniz?

‘’Dijital’’ kelime anlamıyla en basit olarak ‘’verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren’’ olarak tanımlanabilir. Teknolojik gelişmelerin ilerlemesi ile birlikte pek çok alanda dijitalleşme kaçınılmaz oldu. Peki  neden reklamcılık bu kaçınılmaz değişimden payını aldı? İşte bu noktada ajansların ve markaların birkaç sorusu bizi aydınlatabilir.

  • Geleneksel yöntemler hedef kitleye ulaşmamız konusunda yeterli mi?
  • Reklama para harcıyoruz ama karşılığında ne aldık?
  • Markamız dünyadaki gelişim ve değişimlere nasıl ayak uyduracak?
  • Rakiplerden farklı olabilmek için neler yapmalıyız?

Gibi sorular aslında ‘’neden dijital reklamcılık?’’ sorusuna götürür.

Outdoor ve Offline reklamcılığın kitlesi elbette vardır ve gelenekselleşmesinden ötürü bu kitle sadık bir kitle olarak sayılabilir. Ancak markanızın satışlarını arttırabilmek, yeni bir imaj oluşturabilmek ve globalleşebilmek için sadece bu kitleye ulaşmak oldukça yetersiz bir hal alıyor. Artık 4,5 G’leri bile aştığımız bir çağdayız ve birçok davranışımız, alışkanlığımız internetin erişilebilir ve gerçek zamanlı müdahalelerine göre şekillenmiş durumda. Bundan kaçışımız neredeyse imkansız. Telefon,bilgisayar üreticilerinin politikaları ve telekomünikasyon şirketleriyle anlaşmaları, bankaların, sağlık ve sosyal hizmetlerin gereksiz iş yükünden kurtulmak ve daha hızlı hizmet verebilmek için App uygulamalarını tercih etmesi, haberciliğin anlık olarak internetten yayın yapabilmesi vb. birçok gelişme dijitalleşmeden kaçışımızı imkansız hale getiriyor. Her gün bir çok uygulama kullanıyoruz, bir çok siteye giriyoruz, haber okuyoruz, sosyal medya kullanıyoruz. ve bu sadece masaüstü cihazlarımızda değil mobilde devam ediyor. İz bırakmaktan daha fazlasını elde edebiliyoruz bu GPS verileri sayesinde. Hal böyle olunca da her yerde dijital ayak izlerimizi bırakmış oluyoruz.

 

Bu da daha fazla kullanıcı datası, daha fazla hedef kitle kırılımı ve daha noktasal erişim demek oluyor. İşte bu nedenle reklam kampanyası yürütmeyi televizyon ve açıkhavadan ibaret sanan markalar rakiplerinden geride kalmaya mahkum durumdalar. Doğru kampanya iletişimi kurmak ve bunu sürdürmek markayı elde etmek istediği başarıya götürür. Arka planında bir çok emeğin ve harcamanın olduğu bu iletişimlerin ilgili kişilere ulaşabilmesi de doğru stratejinin ürünüdür. Bu noktada yukarıda bahsettiğimiz sorulardan hareketle devam edersek; markaların bu iletişimlere ayırdığı reklam bütçeleri karşılığında ajansların onlara ne verdiği de akıllara geliyor. İşte dijital reklamcılığın en büyük artılarından biri de bu. Çünkü geleneksel yöntemlerin yüzelsel ölçümleri ve doğruluk payının belirsizliği karşısında dijital reklamcılık ölçümlenebilir sonuçlar vadediyor.

 

Örneğin; Televizyon Reklamcılığı’nın örnek evren üzerinden yaptığı GRP – Reyting ölçümleri sadece bir focus grup üzerinden hesaplandığı için bize istediğimiz kırılımlı sonuçları vermez. Veya Açıkhava Reklamcılığı’nda bir billboard’u kaç kişinin gördüğü, hangi davranış özelliklerini taşıyan kişilerin gördüğü veya bu kişilerin ilgi alanlarını bilmek imkansızdır. Fakat bahsettiğimiz dijital ayak izleri markalara bu izleri takip ederek hangi kişilere ulaşması gerektiğini gösterir. Böylece hem ölçümlenebilir sonuçlarla doğru raporları incelemiş olur hem de markasının ürününü ilgisiz kişilere göstermeden bütçesini doğru kullanıcılara harcar. Ancak bazı eksileri olmasına rağmen geleneksel reklamcılıktan da faydalanabilmek, entegrasyon çalışmaları ile 360 derece reklam çalışmaları yapabilmek profesyonel bir vizyonla mümkün olabilir. Bu vizyon sayesinde eksileri artıya çevirmek mümkün olur. Kopya çalışmaların yapılmadığı işler her zaman fark yaratır ve markayı bir adım öne taşır. Böylece zihnine, algısına dokulunamayan bir kişi bile bırakmamak gayesi ile kampanya yürütülmüş olur.

 

Peki tüm bunları düşünerek bu gelişimlere nasıl ayak uydurur, nasıl rakiplerimizin önüne geçebiliriz?

Bunun cevabı markayı ve taleplerini iyi anlayabilen, bu taleplere yönelik doğru strateji oluşturabilen dijital ajansta saklıdır. Her markanın duruşu, amacı, bütçesi farklı olduğu için buna spesifik cevaplar aranmalı ve hangi yoldan istenilen hedefe ulaşılacağı belirlenmelidir. Dijital reklamcılığın her gün yenilenen dünyasında Google, Sosyal Medya, Medya Satın Alma, Programatik Network gibi bir çok coğrafya bulunuyor. Ve bu coğrafyaların hangisinde bize uygun izleri buluruz, hangisinde daha efektif sonuçlar elde ederiz bu marka ile olan diyalog sonrasında strateji ekibi tarafından belirlenir.

Ve biz Dijital House olarak markayı dinleyen, anlayan, benimseyen bir anlayışla strateji oluşturuyoruz.  Birbirine benzer işlerin içinde pay almak değil parmakla gösterilen işler yapmak için çalışıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki doğru iletişim değer yaratır!

Melike Gazioğlu | Planning & Operation Executive

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir